GemlikLife

Orhan Keskin’i Kaybettik

GEMLİK

Gemlik Lisesi denince ilk akla gelen isimlerden biri olan, hayatını eğitime adamış, Gemlik’te binlerce öğrencinin hayatına dokunmuş koca çınar Mustafa Orhan Keskin tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

Gemlik Lisesi denince ilk akla gelen isimlerden biri olan, hayatını eğitime adamış, Gemlik’te binlerce öğrencinin hayatına dokunmuş koca çınar Mustafa Orhan Keskin tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

65 yaşında hayata veda eden emekli öğretmen ve idareci Mustafa Orhan Keskin, Gemlik’te çok sevilen bir öğretmendi. Hayatının son dönemlerinde kanserle mücadele ederken bile hep güçlü duran bir yanı vardı. Fanatik bir Fenerbahçe taraftarı olmasına rağmen, tüm takımlara olan saygısı örnek alınacak cinstendi. Okuldayken öğrencilerin eşitliğine hep dikkat ederdi.

Keskin’in cenazesinin bugün ikindi namazından sonra Yalova merkez camisinden kaldırılacağı öğrenildi.

MUSTAFA ORHAN KESKİN KİMDİR?

Bundan 4 yıl önce GemlikLife’a verdiği röportajında kendisini şu şekilde tanıtıyordu Keskin:

““1 Şubat 1953′te, Erzurum Ilıca doğumluyum. Babam öğretmendi. Amcam öğretmendi. Teyzem öğretmendi. Üç ablam var, onlar öğretmendi. Eniştelerim öğretmendi. Ayrıca babam, Erzurum’da Köy Enstitüsü kurucularındandı. Öğretmenlik anıları ve kültürü içinde yetiştim. Ben de öğretmen okulunda eğitim gördüm. İlk tayin yerim Çatalca’nın Hallaçlı köyüydü. Orada biryıl çalıştım. Sonra İstanbul Büyükada’ya geçtim. Bir süre orada çalıştım. Babam bir gün, oğlum sen ilkokul öğretmenliği yapmamalısın dedi.Neden baba diye sordum. Sert mizacımdan dem vurarak, küçük çocukların benden korkabileceğini, korkan çocuğun ise başarılı olamayacağını söyledi. 1974′te ilkokul öğretmenliğinden istifa ettim. Erzurum’da Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü’nü kazanarak üç sene Türkçe Öğretmenliği tahsili yaptıktan sonra 80′li yıllara gelmeden Balıkesir Savaştepe Eğitim Enstitüsü’ne atandım.”

 

ŞÜKRÜ ŞENOL’DA İSMİM ÇABUK DUYULDU

“Anadolu’da çalışmak zordu. Okulun müstahdemi yoktur, biz temizleriz. Sobasını yakar külünü dökeriz. Camları kırılır naylon çekeriz. Bir tek Tavşanlı’da biraz rahat ettik. Artvin ve Kütahya derken, 1987 yılında Gemlik Şükrü Şenol İlköğretim Okulu’nda öğretmen olarak göreve başladım. Şükrü Şenol’da ismimin duyulması çok uzun sürmedi. Birilerini rahatsız etmiş olmalıyız ki, oradan da Umurbey Abdullh Fehmi İlköğretim Okulu’na atandım. Gemlik Lisesi’nin eski müdürlerinden rahmetli İsmail Çokal ile orada tanıştık. O da Abdullah Fehmi’de müdürüydü. Kısa süre içinde tekrar Şükrü Şenol’a döndüm. Müdürümüz Halit Çokal, İsmail Çokal’ın ağabeyiydi, bir takım çalışmalar gerçekleştirdik. Tiyatro grubu oluşturduk. Turgut Özakman’ın Ah Şu Gençler oyununu sergiledik. Hatta ben de rol aldım. İyi bir komedi oyuncusu olduğumu söylerlerdi. Sonunda ise 1993 yılının 2 Eylül’ünde Gemlik Lisesi’ne geldim.

VE GEMLİK LİSESİ

 “Gemlik Lisesi benim canım, ruhumdur”

 “Ben Gemlik Lisesi’ne atandığımda, okulda bir takım aksaklıklar vardı. Öğretmen ve öğrenci ilişkileri kişisel düzeye indirgenmişti. Öğretmenlerin özel ilgilendiği öğrenciler, öğrencilerin ağırlık verdiği öğretmenler vardı. Kesinlikle böylebir işleyiş olamaz. Öğrencilerin hepsi eşit durumda olmalıdır. Öğretmenler ise herkesin öğretmenidir.”

“Adını sayamayacağım pek çok değerli öğretmen arkadaşımız ve büyüğümüz vardı. Kredili sisteme geçiliyordu. Kredili sistem, doğru uygulandığında başarılı sonuçlar getirebilecek bir sistemdir ama öğretmen darlığından uygulanması çok zordu. Altyapımız bun müsaade etmiyordu.”

“O dönem lisemizin müdürü Nevzat Gür’dü. Başyardımcısı ise Selahattin Ağabey idi. Soyadını hatırlayamıyorum. Kır saçlı, yeşil gözlü. Atatürk’e benzeyen biriydi. İdareciler ve öğretmenler arasında bir takım anlaşmazlıklar ortya çıktı. Çoğu ayrılmak istedi ve ayrıldı. Ben, Ümran Akyavaş ve Haldun Yılmaz kaldık. 1994′te bir arkadaş muavin olarak atandı. Okulu nasıl toparlayacağız diye düşünürken anahtar bana teslim edildi. Müdürlük de, muavinlik de, müstahdemlik de yaptım. Tek başıma ders programı hazırlıyordum. Cevat Türe bana yardıma geldi. Ardından Dursun Mutlu. Üçümüz gece oturup ders programını hazırladık. Pazartesi hiç bir şey olmamış gibi okulu açtık.”

“Okulu toparlıyoruz, temizliyoruz. Belediyeden çöp arabası istedik. Araba var ama kullanacak şoför yok dediler. Siz arabayı gönderin ben kullanırım dedim. Çöp arabasını kendim kullandım. Sabahın beşinde okulu kapattım. Bir iki saat dinlenip sabah yedide tekrar geldim.”

 

 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.